İçeriğe geç

Hadde ne demek TDK ?

Hadde Ne Demek?

Yılın en uzun gecesi, Ayşe’nin aklında dönüp duruyordu. Tüm o kalabalıkta kaybolmuşken, bir kenara çekildi. Yağmur damlaları pencereye vurarak, geceyi daha da derinleştiriyordu. İçinde bir boşluk vardı; bir şeylerin eksik olduğunu hissediyordu ama neydi bu eksiklik? O zaman, yıllar önce yaptığı bir konuşma aklına geldi. “Hadde!” demişti. O kelime, bir anlam taşır mıydı, yoksa basitçe kelimelerin içinde kaybolmuş muydu? Ayşe, “Hadde ne demek?” diye sormadan önce, bu kelimenin taşıdığı yükün ne kadar derin olduğunu anlayamamıştı. Ama şimdi, içinde bir yerlerde bir ışık yanmıştı.

Bir Anlam Arayışı:

Ayşe, söz konusu kelimelere geldiğinde, her zaman bir anlam derinliği arardı. Hayatını sürekli sorgulayan, bazen fazlasıyla duygusal bir kadındı. Anlam arayışını her zaman ilişkilerde, insani bağlarda bulmuştu. O gece, “hadde” kelimesiyle ilgili bir anlamın peşine düşerken, hayatındaki en önemli sorgulamalardan birini yapmak üzereydi. Kelimenin tam anlamını öğrenmeden, hayatına dair çok şeyin daha netleşeceğini hissediyordu.

Hadde, Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre, bir şeyin sınırı, hududu, ölçüsü anlamına gelir. Sadece dilde değil, bir insanın hayatında da had, sınırları, kabul edilebilir olanla edilemez olan arasındaki çizgiyi temsil eder. Hadde, bir davranışın, bir olayın, bir sözün sınırıdır. Her insanın bu sınırları vardır; kimisi dar, kimisi geniş. Ancak, önemli olan bu sınırları ne kadar tanıdığımız ve ne kadar aşmamaya dikkat ettiğimizdir.

Mehmet ve Ayşe: İki Farklı Bakış Açısı

Mehmet, her zaman çözüm odaklıydı. Zorluklar ona, bir problemi daha çözme fırsatı gibi görünürdü. Ayşe ise olaylara duygusal bir derinlikten bakar, insan ilişkilerindeki dengeyi her şeyden önce tutmaya çalışırdı. İkisi birbirini dengeleyen, farklı dünyaların insanlarıydı. Bu gece, Mehmet’in bir önerisi vardı: “Bir sınır koymak gerekir. İnsanlar haddini bilmeli,” demişti. Ancak Ayşe, “Ama sınır yalnızca bir duvar değil, bazen koruyucu bir kalkan da olabilir,” diye karşılık verdi.

Bir gün, eski bir arkadaşlarıyla karşılaştılar. Ayşe, geçmişteki hatalarını ve ilişkilerindeki kırılmalarını anlatırken, Mehmet, her olayı çözmeye, netleştirmeye çalışıyordu. Ayşe, “Bazen haddini bilmek, insanların en büyük öğretisidir,” dedi. Mehmet ise, “Ama bu sadece bir sınır; haddini bilmek, bir kişiye sadece ‘geçemezsin’ demek değil, ‘bu alanda daha iyi olabilirsin’ demektir,” diye ekledi. Her ikisi de haklıydı. Ancak her insanın haddini bilme şekli, çevresindeki insanlarla kurduğu ilişkiye göre değişirdi.

Hadde ve İnsanın Sınırları:

Bir gece, Ayşe yalnız başına yürüyüşe çıktığında, içindeki o büyük boşluğu ve sınırlarını daha da derinlemesine düşündü. Hadde, bir insanın en derin içsel sınırını temsil ediyordu. Ayşe, bu sınırların bazen çok net olmadığını, çok ince çizgilerle belirlendiğini fark etti. “Belki de bu yüzden insanlar sürekli birbirlerinin sınırlarını zorlar,” diye düşündü. Gerçekten de, insan sınırlarını çok zorladığında, sonuçlar bazen beklenmedik olabiliyordu.

Mehmet’in bakış açısına göre, sınırların net ve belirgin olması gerektiğini savunuyordu. İnsanlar birbirlerine saygı göstermeli, sınırları aşmamalıydı. Ama Ayşe için, sınırlar bazen birer kalp çarpıntısıydı; bazen onlara saygı göstermek, insanın kendi içsel huzurunu bulması anlamına geliyordu. İnsanlar, kendi sınırlarını bilerek, başkalarına da kendilerini anlatabilirdi. Hadde, bir duvar değil, bir köprüydü bazen. İçsel dengeyi sağlamak ve duyguları doğru bir şekilde yönlendirmek için gereken, aslında sınırların ta kendisiydi.

Sonuç:

Ayşe, bir kez daha hayatın, kelimelerin ötesinde bir anlam taşıdığını fark etti. Hadde, bir sınırdan daha fazlasıydı. İnsan ilişkilerindeki dengeleri kurarken, haddini bilmek, sadece bir kural değil, ruhsal bir farkındalık, bir içsel olgunluk gerektiriyordu. Mehmet ise, bir çözüm arayışında, insanların haddini bilerek, hayatın sorumluluklarını taşıyabileceğini görüyordu.

Bazen, kelimelerin arkasındaki derin anlamı anlayabilmek için, yalnızca dışarıdaki dünyayı değil, içsel dünyamızı da sorgulamak gerekir. Ayşe ve Mehmet’in bakış açıları arasındaki fark, aslında hayatın ne kadar çok yönlü olduğunu gösteriyordu. İki farklı insan, aynı kelimeyi farklı şekilde anlıyor, farklı şekillerde yaşıyor ve duygusal dünyalarını inşa ediyordu.

Siz ne düşünüyorsunuz? Hadde sizin için ne anlama geliyor? Kendinizde hangi sınırları daha derinlemesine keşfettiniz? Yorumlarınızı bizimle paylaşın.

8 Yorum

  1. Baba Baba

    Hadde, çelik ve demir gibi sert madenlerin ezilerek şekillendirilmesi için kullanılan makinedir . Sıcak ve soğuk haddeleme makineleri, üretim tesislerinde ve fabrikalarda kullanılır. Dilimize Arapçadan geçen hadde sözcüğü mecazen ayrıntı anlamına gelir. Metal işlemede haddeleme ; kalınlığı azaltmak, kalınlığı üniform hale getirmek ve/veya istenen mekanik özelliği vermek için metal stoğun bir veya daha fazla merdane çiftinden geçirildiği bir metal şekillendirme işlemidir.

    • admin admin

      Baba!

      Katkınız yazının değerini artırdı.

  2. Duru Duru

    Anlamı: “Tezkere,” genellikle yazılı veya resmi bir belgeyi ifade eder . Bu belge, resmi işlemler, bilgi iletimi veya düzenlemeler için kullanılır ve genellikle belirli bir konuda bilgi aktarımını sağlamak amacıyla kullanılır. Tezkere ayrıca askeri bir rapor veya yazılı emir anlamında da kullanılabilir. Deyim. Uzun uzadıya incelemek. En küçük ayrıntısına varıncaya kadar gözden geçirmek .

    • admin admin

      Duru! Görüşleriniz, yazıya yalnızca derinlik katmakla kalmadı, aynı zamanda daha okunabilir bir yapı kazandırdı.

  3. Kerem Kerem

    Haddeleme işlemi nedir? Haddeleme, metal bir iş parçasının enine kesitinin azaltılması ve homojen bir ölçüye kavuşması için bir çift silindirden geçirildiği bir işleme sürecidir . İşlem tamamen parçanın enine kesiti ile alakalıdır ve temel amacı parçanın uzunluğunu artırırken diğer yandan kalınlığını azaltmaktır. Haddeleme: Tanım, Çalışma Şekli, Türleri, Avantajları ve Kullanım …

    • admin admin

      Kerem!

      Yorumlarınız yazının odak noktalarını belirginleştirdi.

  4. Göktun Göktun

    Türk Dil Kurumu , Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 1932’de Atatürk’ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif’at, Ruşen Eşref, Celâl Sâhir ve Yakup Kadri’dir. Arapça ḥdd kökünden gelen ḥādd حادّ ” keskin, bilenmiş, kızgın ” sözcüğünden türetilmiştir. had maddesine bakınız.

    • admin admin

      Göktun!

      Katkınız yazının dengeli bir hale gelmesini sağladı.

Kerem için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino güncel giriş