Bağımlılık Krizleri Nasıl Atlatılır?
Bir Zihinsel Çalkantı: Bağımlılık Krizleri ve Benim Mükemmel Yaşamım
Bunu yazarken aklımda üç şey var: bir, bu yazı sonunda okuyan kişiye “bağımlılık krizini nasıl atlatırım?” sorusunun cevabını vermek; iki, günün her anında aklıma gelen sayısız komik düşünceyi bir şekilde kelimelere dökmek; üç, bağımlılıkla savaşımdan çok, daha çok kendi kafamın içinde yaşadığım garip bir yolculuğu size anlatmak.
Benim adım Okan, İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşımdayım ve arkadaşlarım arasında “esprili çocuk” olarak biliniyorum. Ama aslında içimde bir dünyayım. Her şey hakkında çok düşünüyorum, biraz da fazla. Ama işte, o düşünceler çokça parçalara bölünüp, sonunda bana garip ama eğlenceli bir yaşam sunuyor.
Bağımlılık krizlerinin ne olduğunu herkes bilir, değil mi? Hani şu an, kahve içmeden sabahı geçiremeyen insanlar ya da telefonlarından başlarını kaldırmayanlar var ya, işte bunlar bağımlılığın en hafif formları. Kimse bir “telefon bağımlısı” olduğunun farkına varmaz, ta ki Instagram’da 12. kez fotoğraf yüklemeye çalışırken farkına varana kadar. “Aa, ben bu uygulamanın kölesi olmuşum!” dediklerinde genellikle bir yudum kahve alıp durumu kurtarmaya çalışırlar. Ama mesele, sadece alışkanlık değil. O kriz anı. O anı atlatmak, çoğu zaman dünyanın en komik ama aynı zamanda en zor işlerinden biri olabiliyor.
1. Kriz Anı: “Telefonu Bir Dakika Kapatamamak”
Hayatımda pek çok kriz anı yaşadım. Mesela geçen hafta, telefonumu 3 saat boyunca kullanmadım. Kimse bana inanmıyor, değil mi? O gün telefonumu o kadar uzun süre kullanmamış olmamın tek sebebi, bu kadar uzun süre dışarıda kalmamış olmam.
Evdeydim, sadece oturuyordum, ama içimde bir boşluk var. Telefonu alıp “Hadi bakalım, Instagram’da neler var?” diye bakmaya başladım. Bir baktım, 15 dakika geçmiş. Sonra bir baktım, 40 dakika geçmiş. Sonra bir baktım, gün bitmiş!
“Ya Okan, bu neyin kafası? Ne yapıyorsun? Hadi telefonunu bir kenara bırak, hayatın gerçek anı senin yanında değil mi?” dedim kendi kendime. Hani, sanki beynim benimle dalga geçiyor da, ben de ondan “yarım saatte bir şey yapmam gerek” diye tekrar geri dönüp oradan bir meme daha paylaşıyorum.
O an kriz başladı: telefonumu bırakmam gerekmiyor muydu? Bir dakika bile dayanamadım. Kendi kendime “Telefonu bırak, Okan!” diye bağırdım. Ama bir yandan da beynim “Bir dakika daha bak, belki bir şeyler değişir!” diyordu.
İç sesim: “Daha 10 dakika dur, belki az sonra dünyanın en önemli gelişmesi olacak.”
Ben: “Ama bu kadar kriz olabilir mi? Belki de dünyayı kurtaracak bir şey kaçırıyorum.”
2. Bağımlılık Krizine Giden Yol: Düşün, Dur ve Aksiyon Al!
Evet, burada ciddi bir bağımlılık krizinin başlangıcından bahsediyoruz. O anlarda gerçekten ne yapmanız gerektiğini anlamıyorsunuz. Çünkü bağımlılıklar küçük başlar, sonra zamanla büyür. Bir bakmışsınız, kahve içmeden sabahı geçiremiyor, akşamları Netflix’e bağlanmadan yatamıyorsunuz. Ve işte tam o noktada, günün sonunda kurtarıcı haliniz olan “telefon” ya da “kahve” sizi bir anlamda sarhoş eder ve bir şeyler değişmeye başlar.
Bunları baştan kabul ediyorum: Krizler, kendini en iyi anladığınız zamanlar olmalıdır. İşte bu yüzden önce kendinizle barışmalısınız. Bağımlılık krizini atlatmak, kendinizi kabul etmekle başlar. Çalışan beyninize giydirin o şapkayı ve birazcık eğlenceli olmayı deneyin.
Mesela, kriz anlarında yapabileceğiniz birkaç şey var:
A. Kısa Molalar Verin
Telefonu bir kenara koyup, 10 dakikalık bir yürüyüş yapmak harika bir fikir olabilir. Evet, biraz klişe, ama gerçekten işe yarıyor. Adım atarken, bütün beynim “Yine mi düşünüyorsun Okan?” diye bağırsa da, 10 adım sonra bu düşünceyi kırabiliyorum.
B. Duygularınızı Kucaklayın
Duygusal bağımlılığınızın ne olduğunu anlamak da önemli. Mesela telefon bağımlısıysanız, “Benim tek isteğim bir şeyler görmek, birilerine bağlanmak” diyebilirsiniz. Ama bu bağımlılık, içsel bir boşluktan kaynaklanıyor olabilir. Bu yüzden, bunu daha fazla dışarıda aramak yerine, içsel olarak çözmek daha etkili olabilir.
C. Şeyi Yapmakta Olan Eski Kişiliğinizi Zihninizde Ziyaret Edin
Telefonu koyduktan sonra, bir çayı alıp içtiğinizde size “bu çayı neden içiyorum?” sorusu gelecek. Cevap verin: “Çünkü bir şekilde kafamı dinlemem gerekiyor!”
Bağımlılık krizlerini atlatmak, bir tür içsel yolculuktur. Bazen yapmanız gereken tek şey, eski halinizle bir sohbet yapmaktır. “Kendini gerçekten rahat hissettikçe, bu kriz daha kolay geçecek” diyebilirim, ama aslında önce bunu kabul etmeniz gerekir: Bu kriz gerçekten geçer, ama size ne yapmanız gerektiğini hatırlatacak.
3. En Güzel Kısmı: Bu Krizlerden Güldürerek Çıkmak
Bağımlılık krizini atlatmanın en güzel yanı, sonunda gülerek kendinizi sevebilmeniz. Bir kriz anını yaşarken ya da bir krizden çıktığınızda, “Ah işte bu ya! Bunu yaptım” diyebileceğiniz bir şeyler yapmanız gerekir.
Sizinle paylaşacağım bir anımı hatırlıyorum, bir arkadaşım bana telefonumu verirken, ben de ona gülerek dedim ki: “Yarabbim, bu gerçekten oldu mu? Telefonu aldım, ama neden aldım?” Sonrasında uzun bir kahkaha attık. Sonuçta, bu bağımlılık krizini atlatan ben değil miydim?
—
Sonuç Olarak Bağımlılık Krizleri Nasıl Atlatılır?
Bağımlılık krizleri, bizim içsel savaşımdır. Sadece dışarıda gördüğümüz dünyada bir şeye bağımlı olmak değil, bazen kendi düşüncelerimize, kendi korkularımıza bağımlı hale geliriz. Bu yüzden başkalarını anlamak, kendimizi anlamaktan daha da zorlayıcı olabilir.
Bağımlılık krizini atlatmak, farkındalık ve biraz da mizah gerektirir. Krizler anında kendi kendinize biraz eğlenceli olmayı deneyin. Biraz huzur, biraz komik bir bakış açısı, ve belki bir fincan kahve!