İçeriğe geç

Doğar yaz ayları sözü kime ait ?

Doğar Yaz Ayları Sözü Kime Ait?

Ankara’nın o kavurucu yaz sıcaklarında, sıcaklığın her geçen gün arttığı, asfaltın eridiği, göz gözü görmeyen günlerde bu soruyu sıkça düşünür oldum: “Doğar yaz ayları” sözü kime ait? Çocukken, her yaz tatilinde köyümüze gittiğimizde, büyüklerimiz hep bu sözle karşılarlardı. O sıcakta, gökyüzü bir mavi deniz gibi uzanırken, bazen bu sözü duymamak elde değildi. Ancak yıllar geçtikçe bu sözün anlamı daha da derinleşti ve farklı bir bağlamda da hayatımda yer etmeye başladı. Şimdi, hem çocukluk anılarıma hem de iş hayatındaki gözlemlerime dayanarak, bu ifadeyi araştırıp, sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Doğar Yaz Ayları” Sözü Kimden Geliyor?

Bu sözün kökeni aslında çok derinlere iniyor. Ancak en çok bilinen şekliyle, Orhan Veli Kanık’a ait olduğu düşünülmektedir. Evet, Orhan Veli Kanık! Modern Türk şiirinin öncülerinden, şair, yazar, edebiyatçı… Ama bu cümleyi ondan duymak, belki de biraz şaşırtıcı olabilir. Şiirlerinde modernliği, basitliği ve halkı kendine has bir şekilde anlatan Orhan Veli, aslında birçok insana hitap eden, evrensel bir dil kullanmış. “Doğar yaz ayları” sözünü de, yazın o kavurucu, yıpratıcı ama bir yandan da yenileyici ve yeniden doğuran enerjisini anlatırken kullanmış olabilir. Tabii, bir sözü sadece bir şairin söylemesi yetmez; halk arasında farklı biçimlerde de yankı bulur.

Çocukluk Anılarımda “Doğar Yaz Ayları”

Çocukken, köyde yaz tatili geçirmek benim için ayrı bir anlam taşırdı. Sabahları erkenden, güneş doğarken uyanır, annemle birlikte kahvaltı yapar, sonra da sokakta oynamaya başlardık. O zamanlar, yazın sıcağı bize hiçbir şey gibi gelmezdi. Gözlerimiz ne kadar yaşarsa, o kadar eğlenirdik. En sevdiğim anlar, dondurmacı geldiğinde, soğuk bir dondurmanın, o ısınan vücutta yarattığı ferahlıktı. Bir yaz günü, annemin kulağımda yine o sözleri fısıldadığını hatırlıyorum: “Doğar yaz ayları.”

O an ne demek olduğunu pek kavrayamamıştım. Fakat, ilerleyen yaşlarda, o sözün hayatımda nasıl bir yer edindiğini anlamaya başladım. Yaz, sadece sıcağı, teri, bunaltıcı havasıyla değil; aynı zamanda hayatın, enerjinin, yeniliklerin geldiği bir mevsim olarak bir anlam kazanıyordu. Orhan Veli’nin bu sözünü bu bağlamda daha derin bir şekilde kavrayabildim.

İş Hayatımda ve Toplumda “Doğar Yaz Ayları”na Dair Gözlemlerim

İş dünyasında, her şeyin bir hızla döndüğü, verilerin ve raporların sürekli akış içinde olduğu bir ortamda, yazın nasıl bir “yeniden doğuş” sunduğuna dair gözlemlerim oldu. Ankara’daki sıcaklar bazen her şeyi ağırlaştırsa da, yaz aylarında işlerin daha bir hızlandığını, yeni projelerin ve fırsatların ortaya çıktığını fark ettim. Bazen, işlerin durakladığı kış aylarının ardından, yazın ortasında yeni bir solukla her şeyin daha parlak, daha verimli hale geldiğini görüyorum. Bu da beni “doğar yaz ayları” sözünün bir başka anlamını daha keşfetmeye yöneltiyor. Yaz, sadece doğa için değil, insan için de yeniden doğuş demek.

Mesela, geçtiğimiz yaz, işlerimin yoğun olduğu bir dönemde, uzun zamandır görmediğim eski bir arkadaşım beni aradı. Bu arkadaşım, yıllardır yurtdışında yaşayan ve sonunda Türkiye’ye dönme kararı almıştı. Onun dönüşü, aslında bir yenilik, bir yeniden doğuştu. Konuşmalarımızda bana “Doğar yaz ayları”nı hatırlatan bir çok şey buldum. Çünkü hem ben hem de arkadaşım, yeni bir başlangıç yapıyorduk. O yaz, sadece sıcağında değil, aynı zamanda ruhumuzda da bir yenilik vardı.

Ekonomik Verilerle “Doğar Yaz Ayları”

Peki, yaz gerçekten doğar mı? Ekonomik veriler bu konuda ne diyor? Gerçekten yaz, hayatın ivme kazandığı, yeniliklerin yaşandığı bir dönem mi? Ekonomiye baktığımızda, bazı sektörlerde yaz aylarının ticaretin hızlandığı bir dönem olduğunu görebiliriz. Özellikle turizm, inşaat ve tarım gibi sektörlerde yaz ayları, yeni yatırımların yapıldığı, istihdamın arttığı ve ticaretin zirveye çıktığı bir dönem olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de turizm sektörü, yaz aylarında, neredeyse yıllık toplam gelirinin büyük bir kısmını elde ediyor.

Bunun yanında, tarımda da yaz mevsiminin önemi büyüktür. Yazın tarlalarda hasat başlar, yeni ürünler yetişir. İstatistiklere göre, Türkiye’nin tarımsal üretiminin %60’ı yaz aylarında gerçekleştirilir. Bu da bize şunu gösteriyor; doğanın yenilenmesi ve üretimin artması sadece insanlara değil, tüm ekonomiye olumlu bir yansıma yapar. Yaz, sadece sıcak bir mevsim değil, ekonominin de “yeniden doğduğu” bir dönemdir.

Sonuçta “Doğar Yaz Ayları”

Yaz ayları, sıcağı, güneşi, dondurması, belki de en çok yeniden doğuş ile anılır. Bu sözü ilk duyduğumda anlamını tam kavrayamamıştım belki ama zamanla fark ettim ki, yaz gerçekten bir yeniden başlangıçtır. İş hayatında, doğada, insan ilişkilerinde… Her şeyin hızla ilerlediği, yeni fırsatların kapısını açan, eskiyi geride bırakıp yeniliğe yer açan bir dönemdir.

Birçok insan yazın sadece tatil yapmak, rahatlamak ve serinlemek için sabırsızlanır. Ancak ben, yazı, yeniden doğuşun simgesi olarak da görürüm. Tıpkı ekonomi gibi, yazın sıcakları ve ışıkları altında her şey daha bir canlı, daha verimli ve daha yenidir.

Yani, doğar yaz ayları sadece bir mevsim değil, her yönüyle hayatı yeniden şekillendiren bir güçtür. Sadece sıcaklıkla değil, yeniliklerle, fırsatlarla ve başlangıçlarla gelir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
vdcasino güncel giriş